Sizin Gözünüzden: Peyzaj Mimarı ve Tasarımcı Tülay TOSUN Röportajı

Tülay Tosun

Peyzaj Mimarı ve Tasarımcı
Creative Design Studio

“Serapool’a Güvenip, Özgürce Çiziyorum”

 

Tülay Tosun, özgün tasarımlı projeleriyle adından dünya çapında söz edilen bir tasarımcı ve peyzaj mimarı. Portfolyosu, özellikle turizm sektörü yatırımlarında ortaya koyduğu projelerle hayranlık uyandırıyor. Yunanistan’ın Girit Adası’nda gerçekleştirdiği beş bin metrekarelik Aquapark Projesi ise her yıl Trivago'nun dünyanın en iyi 10 Aquapark’ı listesine giriyor. Ve Tülay Tosun’un tercihi de Serapool ürünleri. Kendisiyle projelerini ve Serapool’u konuştuk.



Tülay Tosun ve Palmart ekibi olarak yurt içi ve yurt dışında pek çok projeye imza attığınızı biliyoruz. Öncelikle mesleki geçmişinizden ve imza attığınız projelerden bize kısaca bahseder misiniz?

Mesleki yolculuğuma 1986 yılında Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü'nden mezun olduktan sonra, kendi işimi kurarak başladım. 1993 yılında ise firmamızı Limited Şirket haline dönüştürdük. Geçtiğimiz günlerde de şirketimizin 28. yılını kutladık. “Peyzaj”ın kelime karşılığı “manzara”dır. Fransızca bir kelimedir. Manzara ise görüş alanına giren her şeydir. Peyzaj mimarlığı ise, doğal kaynakları ele alarak insan ve canlı mutluluğunu hedef alan, fonksiyonel, estetik ve uygulanabilir yapısal ve bitkisel tasarımlar yapan, manzara tasarlayan bir mimarlık disiplinidir.

Mezun olduğum yıllarda peyzaj mimarlığı ile ilgili çok fazla argüman, doküman ve Antalya’da önümüzde bilgi alabileceğimiz tecrübede meslektaşlarımıza rastlamıyorduk. Örnek alacağımız liderler, meslekle ilgili büyüklerimiz yoktu. O günler gerçekten çok zorluydu. Öncelikle bu mesleği anlatmak için epeyce çaba harcadım. Hatta hatırlıyorum; o zaman bir daktilom vardı, bilgisayar vesaire yoktu. Ben de bir dosya hazırladım. Bu dosyada “Peyzaj nedir?” “Peyzaj mimarı kimdir?” “Ben kimim?” “Ne iş yapıyorum?” gibi soruların yanıtını dört beş sayfalık dosya kağıdına, daktilo ile yazıp telli dosyaya taktım. Bir tanıtım yazısı oluşturdum. Her gittiğim yere o dosyayı bırakırdım. Görüştüğüm kişiler, öncelikle Peyzaj Mimarlığı mesleğini anlamaya çalışırlardı. Genellikle bu mesleği hiç duymadıklarını söyler, tam olarak ne iş yaptığımızı, neyi tasarladığımızı sorarlardı. İdealistlik ve meslek aşkı daha sonraki yıllarda Meslek Odamızın kuruluşunda aktif rol oynamama sebep oldu. TMMOB, PMO Antalya Bölge şubemizin kurucu Başkanı ve ilk seçilmiş Başkanı olarak bu süreçte onurla görevler üstlendim.

İlk tasarladığım, daha doğrusu tasarlamaya çalıştığım, kendimi ispatlamak için ilk tecrübe edindiğim proje; Alanya yolu İncekum mevkiinde 4 yıldızlı bir otel olan Top Otel projesiydi. Orada ilk günlerde bir isyan da yaşadım. Kendimi kabul ettirmeye çalışıyordum, ancak yapısal peyzaj mimarlığı anlamında benim yapabileceğim bir tasarım yoktu. Zaten son derece tecrübesiz bir peyzaj mimarıydım ve ancak tesisin yeşil alanının oluşturulmasında bir rolüm olmuştu. Her önünden geçtiğimde bakarım ve tesisin girişinde hala benim yerleştirdiğim bitkileri devasa halleriyle görüyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. İlk mücadelem bu projeyle başladı ve bu proje bana gerçek hayatı, ekip çalışmasını öğretti. Böyle işlerle ilgili nasıl uygulama yapılacağını da yine bu ve bundan sonraki diğer çalışmalar sayesinde öğrendim. Sonrasında gerçekleştirdiğim projemiz Ulusoy Tatil Köyü’dür. Göynük’te Holiday Club adı altında Ulusoy ailesinin ilk tatil köyü projesidir. O projede epeyce tecrübe edindik. Sahada aplikasyon nasıl yapılır, yol betonu nasıl dökülür, bordür nasıl döşenir, taş duvar nasıl işlenir gibi birçok detayı orada gördüm. Hatta Antalya “En Güzel Bahçe” yarışmasında 1.’lik ödülü aldı.


Peyzaj mimarlığı mesleğinin bendeki etkisi; meraklı olmak, heyecan duymak ve işimi aşkla yapmak. Bu etki de beni yeni projelere, yeni maceralara sürükledi.

O yıldan bugüne kadar her projede kendime ve bilgime olabildiğince fazla yeni şey katmaya çalıştım. Hedef buydu. Her zaman ekibime başarmak için çalıştığımızı, paranın araç olduğunu söylerim. Para olursa ekibimiz, altyapımız oluyor ama asıl amacımız başarmak.

Öncelikle para, maddiyat için çalışan bir firma değiliz. Ben de o zihniyetle çalışan bir tasarımcı değilim. Amacım; bir tasarımcı olarak ekibimi, ofisimi ve yaptığım eserleri Antalya'dan dünyaya tanıtmak, dünya markası olmak. Bu amaçla her sene dört beş projeye imza atıyoruz. Her projenin yüzde yüz başarıya ulaşması için efor sarf ediyoruz. Çoğu zaman projelerin denetiminde yer alıyorum. Proje uygulaması sırasında bazen alanda oluyorum, bazen de çalışmaları uzaktan kontrol ediyorum.  Her şekilde, projenin tüm detayları ile ayağa kalkması için gayret ediyoruz. Çünkü ancak o zaman proje portfolyomuza referans olarak giriyor. O da bize yeni projeler, yeni başarılar için kapı açıyor. Antalya'nın, Türkiye'nin turizm merkezi olması benim için büyük bir şans. Turizm tesislerinde çok fazla tecrübe edindim. Turizm bana çok şey öğretti, ben de turizm sektörüne çok şey kattım.

Kundu bölgesinde yaklaşık 10-12 projeye imza attık. Yan yana olmalarına rağmen her biri kendi içinde en güzeli oldu. Birbirinden farklı konseptlere, kullanımlara, fonksiyonelliklere sahip, sürekli daha iyiye yol aldığımız eserlerimiz ile varlığımızı güçlendirdiğimize inanıyorum. Bunun dışında Belek, Manavgat, Kemer bölgelerinde de gururlandığımız projelerimiz gerçekleşti. Kısacası çalışmalarımızı Antalya ve çevresinde yoğunlaştırdık. Kempinski The Dome Hotel, Stone Grubu Royal Otelleri, Royal Wings ile başlayan projelerimiz, Royal Dragon, Royal Holiday Palace, Royal Elhambra, Royal Tach Mahal, Royal Seginus ile devam etti. Barut Otellerle yaptığımız Sensatori Barut ve The Residence at Tui Sensatori Fethiye projelerimiz oldu. Yine Barut Otellerinin farklı projelerine Lara, Sorgun, Kemer, Akra Hotel’lerine zaman zaman tasarımlarımızla destek veriyoruz. Ayrıca Özyer Grup Liberty Lara, Liberty Lykya ve şu an devam eden Fabay Liberty Hotel ile heyecanlı ve başarılı projeler yaptık, yapıyoruz. Papillon Belvil, Turan Prince, Novum Garden gibi portfolyomuzda yer alan önemli eserlerimizden her zaman büyük mutluluk duyuyoruz.

Bunun yanı sıra global projelerimiz var. Bu projeler bizim dünyadaki izlerimiz. Bu bağlamda ilk yurt dışı projemiz 2005 yılında, Yunanistan’ın Girit adasındaki Fodele Beach Hotel. O projeyle Tatil Köyü, Resort ortamında başarısı büyük, alanı 5 bin metrekare olan bir Aqua Park tasarımı gerçekleştirdik. Sonraki yıllarda otelin renovasyonu yine bizim tasarımlarımızla yapıldı. Şimdi o yatırımcıyla aile dostuyuz ve onlardan Girit'teki ailem diye bahsediyorum. Orada yaptığımız beş bin metrekarelik Aquapark projemiz neredeyse her yıl Trivago'nun dünyanın en iyi 10 Aquapark’ı içerisine giriyor, anketlerde hep en iyi puanı alıyor. Bu da bizi ayrıca gururlandırıyor.

Bunun yanı sıra Azerbaycan’da, Mısır'da, Abu Dabi'de, Arabistan’da, Bulgaristan’da birçok projemiz var. Kendimizi yurt dışında da test ediyoruz. Başarılarımızla, özgün tasarımlarımızla kendimize güvenimiz her yıl artıyor.

En son bir konsept tasarım projesine imza attık. Bu proje, Kuveyt'te bir şehir projesi. Proje kapsamında lüks yaşama hizmet sunacak özel konutlar, bahçeler ve büyük havuz alanları, restoranlar, fitness alanları, kafeler bulunuyor. Halen devam eden bu projede diğer etaplar ile ilgili çalışmalarımız da sürecek. Projeyle, yaklaşık bir buçuk milyon metrekarelik bir alanda şehir kuruluyor.


“Amacımız dünya projelerinde yer almak, dünya markası olmak.”

Bizim amacımız bu. Dünya projelerinde, konsept tasarımlarında, tema tasarımlarında yer alabilmek. Çünkü bu yolculukta çok fazla bilgi ve detay biriktirdiğime inanıyorum. Tasarım benim için çok keyifli, hiç bitmeyen bir yolculuk. Tasarladığım mekânların ayağa kalkması, kullanılabilir hale gelmesi, herkesin “İşte olmuş”, “Evet budur” diyebileceği ve herkese hitap eden multidisipliner çözümleri üretmek beni çok mutlu ediyor. Bundan büyük haz alıyorum.

Ekibim, genç ve heyecanlı, öğrenmeye açık. Ofisimiz multidisipliner bir anlayışa sahip ve tasarımlarımız çok yönlü. Bünyemizde peyzaj mimarları, mimarlar, iç mimarlarımız var. Onlar her zaman bana dinamizm, heyecan ve yeni şeyler öğrenme isteği veriyor. Benim heyecanım da onlara geçiyor.  Bildiğim her şeyi onlarla paylaşmaktan büyük keyif alıyorum. Hep birlikte keyifli, güzel, eğlenceli bir çalışma ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. 


Mesleki deneyiminize dayanarak, dünya standartlarını da göz önüne aldığınızda Türkiye’de havuz sektörüne ve sektörün turizm ile ilişkisine dair neler söylemek istersiniz?

Turizm alanında büyük yatırımlar yapan bir ülkeyiz. Antalya bölgesi, Türkiye'nin turizm merkezi olması nedeniyle çok ciddi şekilde büyüdü. Bölgemiz birçok tematik yatırıma ev sahipliği yapıyor. Avrupa'da böyle tesisler nadiren görülür. Antalya bölgesinde yan yana, en küçüğü 30 bin, 40 bin metrekare olan alanlarda çok donanımlı, özellikli tesislerimiz var. Bu tesislerin en önemli alanları, iç mekânın yanı sıra, dış mekândaki yaşamsal alanlar ve dış mekân havuzlarıdır. Bu konu her turizm tesisinin öncelikleri arasında yer alıyor. Havuzumuz olabildiğince büyük, farklı, fonksiyonel olsun, içerisindeki desenler konseptimize uygun, bize özel olsun yaklaşımıyla gelen yatırımcılarımıza, biz de her projemizde farklı desenler, farklı tasarımlar yapıyoruz. Her projenin, her havuzun gerçekten kendine özel konsepti, kendine özel deseni var. Kendimizi tekrar etmiyoruz.


Serapool ile iş birliğiniz ne zaman ve nasıl başladı? Bir peyzaj mimarı olarak Serapool vizyonu ile ilgili en çok dikkatinizi çeken, en beğendiğiniz noktalar neler oldu?

 

"Tekrar eden tasarımcı, artık tasarımcılığı bırakmış demektir. Serapool’la projeye özel ürün çıkarıyor,  projeyi özelleştiriyoruz."

 

Serapool ile 2004 yılında Kempinski The Dome Otel tasarım projesinde tanıştım. Bu proje için otel binasının konseptine uyarak Selçuklu mimarisi konseptinde bir havuz tasarladım. Selçuklu mimarisinin taç kapısı vardır. O taç kapıyı havuza taşıyıp, üç boyutlu olarak yere yatırdım. O kapının izi, kırık blok taşları ve kapıyı oluşturan taş döşemeleri bizim havuzumuzun sınırını ve içindeki desenini oluşturdu. Zemindeki pötikare, koyu, açık büyük damaları yan duvarlara taşıyarak uygulamayı iyice zorlaştırdım. İşte bu projeyi yapabilecek, hem uygulama hem de ürünü doğru anlamda yerli yerine getirebilecek bir firma gerekiyordu.

Yatırımcı beni Serapool ile buluşturdu. Serapool’a hayalimi, tasarımımı anlattım. Beni dinlediler ve bunun gerçekten zor bir proje olduğunu, deneyeceklerini söylediler. Proje, hem uygulayıcı ekip tarafından hem de Serapool'un gayretiyle yüzde yüz başarıyla tamamlandı. Oteli her ziyaret ettiğimde, havuza her baktığımda keyif aldığım, o günlere gittiğim bir projemdir, benim için çok özeldir. O günden sonra benim gönlümde Serapool’un yeri bambaşka oldu. Her projemde Serepool'dan ürünler seçtim. Serapool’la her yeni projemde, yeni ürünler için masaya oturduk. Belki zorlayıcı olan taleplerimi de son derece dikkatle dinlediler. Ürün için gerekli zamanlarda yatırım da yaptılar ve bu yatırım benim dışımda birçok tasarımcıya da ufuk açtı.


Serapool hayallerime gerçeklik boyutunda lezzet katan, onu gerçekleştirmek için emek veren, farklı ürünlerden hiç bir şekilde vazgeçmeyen, son derece vizyoner bir marka.

Serapool Firmasının lideri Sayın Mehmet Gönenç Bey ve sevgili ekibi gerçekten çok kıymetliler. Ben ve benim gibi diğer tasarımcılardan beslenmeyi, onların hayalini gerçekleştirmeyi, bunun için de yatırım yapmayı hedef alan, bu konuyla ilgili hiçbir şekilde yorgunluk hissetmeyen bir ekip. O yüzden çok mutluyum.

Bir hayal kuruyorum ve Serapool ekibiyle toplantı yapıyoruz. O toplantıda bir proje için şu dokuda, şu görsellikte, şu renkte ürünler yapılıp yapılamayacağını konuşuyoruz ve o yaz boyunca yeni ürünler için çalışmalar başlıyor. Biz de çalışmaları yakından takip ediyoruz. Sonrasında ortaya projeye özel ürünler çıkıyor ve bu ürünler projeyi özelleştiriyor.

İşte bu süreç bana inanılmaz keyif veriyor. Bence bu bir tasarımcının en önemli özelliğidir. Yani kendini tekrar eden tasarımcı artık tasarımcılığı bırakmış demektir. Tüccar boyutuna geçmiştir. Ama bir tasarımcı kendini bile kopyalamıyorsa, tekrar etmiyorsa, işte o hâlâ yolunda yürüyen, hâlâ yeni hayallerin peşinde olan tasarımcıdır.


Betonarme havuzlarda kaplama malzemesi olarak seçilen seramik karolar, cam mozaikler ve PVC esaslı malzemeleri; hijyen ve fonksiyonellik açısından karşılaştıracak olsanız nasıl bir değerlendirme yaparsınız? Bu noktada Serapool, projelerinize nasıl bir değer kattı?

2003 yılında tasarladığım, uygulamasını yaklaşık bir yıl devam ettirdiğimiz, Royal Wings Hotel'in havuzu inanılmaz büyük ve göl efektindedir. Konsepti de modern tropiktir. Yatırımcımız çok büyük bir havuz istemişti ve ben de 4 bin 500 metrekare bir yüzme havuzu tasarladım. Tasarımda derinleşme efekti vardı. Yani kıyıdan derinliği versin diye, açıktan koyuya doğru giden bir göl dizaynı. O zaman Serapool'u tanımıyorduk. Sadece cam mozaiği biliyorduk ve biz o projeyi cam mozaik ile yaptık. Ama sonrasında yatırımcı işletme yönünden sıkıntılar yaşadı. O camlar zaman zaman yerinden çıktı. Çıkan camları yapıştırmak için suyun içinde kullanılacak malzemeler bulundu, dalgıçlar kullanıldı vs. O projemizi 2 yıl önce renove ettik. Özellikle cam mozaik ile ilgili revizyon yaptık ve aynı deseni Serapool ürünüyle döşedik. Artık hiç bir sorun kalmadı. Serapool tanıştığımız günden beri benim her projemde yanımda oldu. Benim hayallerimi kendi ürünleriyle gerçeğe dönüştürerek imzasını attı.


Serapool, porseleni de havuz sektörüne kazandırmış bir üretici. Porselen havuz malzemelerinin sektöre kazandırılması sizce nasıl bir değişim yarattı?

Daha önce de değindiğim gibi porselen havuz malzemesi yani Serapool ürünleriyle tanışmadan önce cam mozaik kullandık. Bazen seramik de kullandık. Seramik ürünlerin dayanımı, zaman zaman çatlaması, yerinden çıkmasıyla ilgili çeşitli sıkıntılar yaşadık. Sonrasında seramik ve porselenin ayrımını öğrendik. Porselen daha beyaz, daha yüksek ısıda pişen bir malzeme. Dolayısıyla dayanımı daha yüksek. Kullandığımız havuzlarda hiçbir şekilde su basıncı, insan kullanımı ve temizlik kaynaklı kopma, kırılma, deformasyonlar yaşamıyoruz.

Ayrıca aralarında kullandığımız derz de epoksi derzi olursa kesinlikle tertemiz ve hijyen yönünden başarılı bir ürün elde edilmiş oluyor.


Projelerinizde tasarım açısından sıra dışı beklenti ve taleplerle karşılaştığınızda Serapool ile olan iş birliğiniz, size ne gibi avantajlar sağlıyor? Serapool ürünleri ile ilgili olarak; kalite, boyut, çeşitlilik, beklentilere cevap verme, estetik değerler açısından neler söylemek istersiniz?

Sanıyorum tasarımlarımda yer alan havuzlarım, Serapool sayesinde daha özel ve özenli oluyor. Çünkü bazı yatırımcılar sırf havuz tasarlatmak için bana gelirler ve farklı ürünlerin kullanıldığı, çok güzel desenli, farklı renkleri olan özel bir havuz isterler. Bu bağlamda ben de Serapool’a çok güveniyorum ve bu güven ile özgürce çiziyorum. Hiç bir sınır yok. Renk, desen, ebat konusunda her şeyi üretebiliyorlar. Bu inanılmaz bir şey. Bu vizyonerlik, bu meslek aşkı onlarda da var. Biz sanırım birbirimizi bulduk. Bu nedenle ortaya çok keyifli projeler, tasarımlar çıkıyor ve çıkmaya devam edecek.


Son olarak; Serapool kullanmak isteyenlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Biz tasarımcılar neden Serapool’u tercih etmeliyiz? Çünkü Serapool sürdürülebilir, estetik,

özgür tasarımlara açık, her zaman tasarımcının yanında ve kaliteli bir marka.

Eğer kalite istiyorsak kaliteli üründen vazgeçmemeliyiz.